
Yuvacık; Başiskele’nin, Kocaeli’nin, Türkiye’nin en güzel köşelerinden biri. 1980’de orada doğmayı özel olarak tercih etmedim, ama böyle bir şansım olsaydı orada doğmayı isterdim. Anadolu irfanı, kanın damarlarda aktığı gibi akar büyüdüğüm sokaklarda. Birinin derdi olduğunda yanında durmayı, sevinçleri birlikte büyütmeyi, iş olduğunda el atmayı Yuvacık İlköğretim Okulu’na gitmeden öğrendim.
İzmit Ortaokulu’nu, ilkokulda öğrendiklerimi çoğaltarak bitirdim. O zamanlar İzmit uzak yerdi; memleketimin diğer renkleriyle orada tanıştım, İzmit’i de doğduğum yer gibi sevdim. Özel Seymen Lisesi’nde selam verince mutlu olduğum arkadaşlarım oldu, hocalarımla gözümde tüten anılar biriktirdim. Öğrenmek güzel şey; lisede çok şey öğrendim.
Ardından Kuzey Kıbrıs’a, Doğu Akdeniz Üniversitesi’ne yol açıldı. İngilizce öğrenmek için gitmiştim, ondan çok daha büyüğünü öğrenerek döndüm: Türkiye, Türkiye’den büyük bir ülkeydi. Başkasının dilini öğrenmek güzel ama kendi dilimizin konuşulduğu her yerin bizim olduğunu belledim. Evrensel Sevgi ve Kardeşlik Derneği Gazi Magosa Şubesi’nde Yönetim Kurulu üyesi olmak özel bir nasipti; milletimizin “evrensel” iddiasının farkına vardım.
Bu “evrensel” birikimle Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni okudum. İletişim ne sihirli bir iş; her işin başı, her işin sonu. Bir çocuğun “anne” mi “baba” mı dediği günden başlıyor, son nefeste son sözle bitiyor; Cenab-ı Hak nasip ederse Kubbe’de hoş bir sada olarak kalıyor. Bulunduğum her yerde o hoş sadanın peşinden koştum.
Recep Tayyip Erdoğan’ın siyaset semasında bir yıldız gibi doğduğu dönemde siyasete girdim; hâli hâlim, dili dilim, niyeti niyetim olsun diye ahdettim. AK Parti Kocaeli İl Gençlik Kolları’nın kurucuları arasında olmak büyük talihti. Üstüne bir de İl Başkanlığı’nda Yönetim Kurulu Üyeliği geldi. Çok güzel insanlarla tanıştım, onlardan çok şey öğrendim.
Öğrenmenin yaşı yok: aktif siyaset yaparken Sakarya Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nde yüksek lisansımı tamamladım. Ne kadar öğrenirseniz o kadar az bildiğinizi anlıyorsunuz. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi o yıllarda henüz çok gençti. Belde A.Ş. Gülen Yüzler’de müdürlük, ardından Gebze Bölgesi’nden Sorumlu Özel Kalem Müdürlüğü görevini yürüttüm.
Sekapark A.Ş. ve Antikkapı A.Ş. Genel Müdürlüğü, UlaşımPark A.Ş. Genel Müdürlüğü… Kamu hizmetini merkezinde öğrendim. İbrahim Karaosmanoğlu, Tahir Büyükakın, Münir Karaloğlu, Ersin Yazıcı, İlhan Bayram; her biri efsane olan büyüklerim, amirlerim, öğretmenlerimdi. Onlardan ders almayı büyük bir varlık bildim.
O gün geldi, milletin önüne çıktım. 31 Mart 2019’da Başiskele Belediye Başkanlığına aday oldum. Seçildiğimden çok, Başiskele’ye hizmet etmeye layık görüldüğüm için mutlu oldum. “Güzel İşler” yapmayı parola olarak benimsedim; hamdolsun öyle yaptım.
Tekrar seçime girdim. “Aferin” dedi Başiskeleliler, mührü yeniden bana verdiler. “Ben” derken bütün arkadaşlarımı da katarak söylüyorum: paha biçilmez bir emaneti taşır gibi, arkadaşlarımla birlikte şehrimin emanetini taşıyorum.
Eşim ve dört çocuğum; onlar da var işin içinde. 7/24 çalışırken az görüşüyoruz. Gösterdikleri anlayış için teşekkür ediyorum.
